Risklere Karşı Daha Dayanıklı Bir Tedarik Zinciri Nasıl Oluşturabiliriz?

01 Temmuz 2019

Günümüzde üretim sürecinde karşılaşılan tüm risk ve karmaşa etkin yeni çözümler gerektiriyor; tedarik zincirinin görüş netliğini artırmak da bunlardan birisi.

Business Continuity Institute (“İş Sürekliliği Enstitüsü” veya kısaca “BCI”) tarafından hazırlanan 2017 tarihli Tedarik Zinciri Dayanıklılık Raporu tedarik zincirindeki aksamaların en yaygın üç nedeninin Bilişim Teknolojisi (IT) ve telekomünikasyon kesintileri, siber saldırılar ve veri ihlâlleri ile yetenek kaybı olduğunu gösteriyor ki bunların üçü de şirketleri bulundukları bölge, sektör veya boyutlarına aldırmaksızın etkiliyor. Rapordaki diğer aydınlatıcı rakamlar şöyle:

  • %69 tedarik zincirinin tam görüş netliğine sahip değil
  • Meydana gelen kayıpların %51’i sigortalı değildi 
  • Ankete katılmış olan şirketlerin %65’i en az bir kez tedarik zincirinde aksama yaşadı
  • Maliyeti bir milyon Euro’yu aşan aksamaların oranı %9’dan %23’e yükseldi
  • Şirketlerin %26’sı tedarik zinciri aksamaları karşısında sürekliliği sağlamak üzere herhangi bir düzenlemeye sahip değil

Bugünün şirketleri tedarik zinciri risklerini nasıl en aza indirgeyebilir? Bu şirketler, tedarik zinciri aksamalarının olası maliyetlerinden kaçınmak ve sürdürülebilir bir büyüme ve refahı sağlamak için ne(ler) yapabilir? Atılabilecek adımlardan bazıları tedarik zinciri görüş netliğini artırmayı, tedarik zincirindeki zayıflıkları tespit etmeyi, riskleri azaltan stratejiler geliştirmeyi, sürekli bir üretim kabiliyetini sağlamak için tedarikçileri çeşitlendirmeyi ve güvenli stok düzeyini en uygun hâle getirmeyi, siber saldırılar karşısında pro-aktif şekilde hareket etmeyi ve elbette ortaklarla olan işbirliği ve iletişimi güçlendirmeyi içeriyor. 

Gelişmiş matematiksel analiz riski nasıl azaltır

Matematiksel analiz, tedarik zinciri hassasiyetlerine karşılık giderek artan ölçüde etkin bir araçtır. Panjiva’nın kurucusu ve Genel Müdürü ve aynı zamanda global ticaret dünyası için kapsamlı bir bilgi kaynağı olan Josh Green matematiksel analiz alanında yeni iki adet “ileri sıçramadan” bahsediyor: “Bunlardan ilki farkındalık idi — yani, tedarik zinciri müdürleri diğer birçok iş fonksiyonunun yaptığı gibi kendilerinin de veriyi kullanabileceklerini ve kullanmaları gerektiğini anladı.”
Ve sözlerine şöyle devam ediyor: “İkincisi ise verilerin düzenlenmesindeki bir araç olarak makinelerin öğrenmesinde (yapay zeka ile öğrenmede) meydana gelen artış idi. Verilerden öğrenilebilecek çok fazla içgörü var ancak sorun -genel olarak konuşacak olursak- tedarik zinciri verilerinin tam bir karmaşa olmasıdır. Makine öğrenim teknikleri bizi verilerin düzenlenmesinde daha bir konuma getiriyor, böylece işe yarar içgörüleri bulma anlamında daha yüksek bir şansımız oluyor.”
Matematiksel analiz, görüş netliğini arttırma ve tüm tedarik zinciri hakkında daha detaylı bir içgörü sunma, genel verimliliği iyileştirme, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi öngörme, tepki sürelerini hızlandırma ve tabii ki de tüm süreç bakımından tedarik zinciri risklerini uçtan uca daha iyi değerlendire konularında yardımcı olabilir.

Sürdürülebilirlikte sigortanın gücü

Konu tedarik zinciri görüş netliğinin zorluklarına geldiğinde, Zurich Insurance Global Tedarik Zincir Ürün Lideri olan Nick Wildgoose şunları vurguluyor: “Kritik tedarikçi(ler)inizi – yani elde ettiğiniz kârın en büyük kısmını sağlayan tedarikçilerinizi – doğru bir şekilde anlamak daha önemlidir. Dünyanın en büyük şirketlerinden bazılarının tedarik ekipleriyle görüştüğümde, bunların kendi kilit tedarikçilerinin doğal afet maruziyetlerini daha önce hiç kontrol etmemiş olmalarını itiraf etmeleri beni hâlâ dehşete düşürür. Bunlar bazen, burada meydana gelebilecek bir sel ya da deprem tehlikesi ihtimâlini daha önce hiç kontrol etmemiş olup, üretimlerinin %30’u için Güney-Doğu Asya’daki tek bir sahaya bağlı olabilir.” 
Eğer bir şirket yaşanan bir kaza sonrasında kayıplarını finanse edemez ya da faaliyetlerini devamlı olarak sürdüremez ise başarısız olur. Her ne kadar sigorta, kazalar ve bunun devamında yaşanan aksamaları önleyemez ise de, sigortalanmış durumlar gerçekleştiğinde ortaya çıkan kayıplar bakımından önemli bir tazminat kaynağıdır. 

Pro-aktif risk yönetiminin önemi

Elemica Ürün Müdürü olan Gary Neights “Doğal afetlerde, siber güvenlik saldırılarında, öngörülemeyen sosyo-ekonomik unsurlarda ve dalgalı müşteri taleplerindeki artışla şirketlerin neredeyse her şeyle başa çıkmak için hazırlıklı olması gerekiyor” diyor; bunlar tedarikçi ve müşteri tabanı, üretim, dağıtım, depolama ve lojistik tesisleri, ulaşım ağları veya türleri, iş güçlerindeki üyeler ve hatta fikri mülkiyeti içeren kayıpları da kapsıyor.
Neights, “Acı kayıplara yönelik bunca olasılık varken, günümüz şirketlerinin risk yönetimi öncelik ve uygulamalarında tepkisel olmak yerine pro-aktif şekilde hareket etmesi gerekiyor.

Süreç devamlı olmadıkça şirketler asla risklerin önüne geçemez; her daim tepkisel bir pozisyonda kalmaya, hasarla başa çıkmak için ancak hasarın peşinden koşarak ona yetişmeye çalışmaya devam eder.” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Tedarik zinciri risklerini azaltma yönünde dört somut adım

  1. Tedarik zincirindeki zayıflıkları bir iş etki analizi ile tespit edin. Şirketinizi yönetmek için ihtiyacınız olan kilit iş süreçleriniz, kaynaklarınız ve faaliyetlerinizi tespit ettiğinizde tedarik zincirinizdeki başarı için bir risk ve tehdit oluşturabilecek uzun vadeli ve kısa-vadeli unsurları ve aynı zamanda bu tehditler, riskler ve zayıflıkları ortaya çıkarabilecek olan senaryoları değerlendirme imkânınız olur. Tüm gayretinizi bunlara, en can alıcı noktayı en çok etkileyebilecek olanlara odaklayın. Bu, aksamalar meydana geldiğinde size hızlı ve etkin bir şekilde cevap verme olanağını sunacaktır.
  2. Yeni ve mevcut tedarikçilerinizi değerlendirin ve takip edin. Tedarikçilerinizin kabiliyetleri, kaynakları, itibarı ve finansal durumunu kapsamlı bir şekilde değerlendirmek tedarik zinciri riskine maruziyetinizi anlamada ve bu riski pro-aktif bir yaklaşımla en aza indirgemede hayati önem taşır. Tedarikçilerinizin siber güvenlik süreçlerini ve politikalarını, özellikle de şirket içi Bilişim Teknolojileri (IT) güvenlik prosedürlerine ilişkin olanları detaylı bir şekilde inceleyin.
  3. Birden fazla besleme hattı ile yeterli envanteri garanti edin. Tek bir besleme hattına bağımlılığınızı azalttığınızda, aksama riski kısmen giderilmiş olacaktır. Tek bir satıcı, ülke veya bölgeden gelen arza bel bağlamanın sonucu felâket olabilir. Ek güvenlik için, farklı bölgelerden alternatif birincil ve ikincil tedarikçilerle ilişkiler kurun. Farklı tedarikçilerin oluşturduğu bir tedarikçi tabanına sahip olduğunuzdan emin olmak, belirli bir ülke veya bölgenin artık ihtiyaçlarınızı karşılayamıyor olması hâlinde şirketinizi kurtarabilir.
  4. Tedarikçilerle ve diğer ortaklarla işbirliği yapın. Siz ve tedarik zinciri ortağınız arasında ilgi paylaşımı, faaliyetlerin entegre hâle getirilmesi ve girdinin uygulanması, güvenilirliği arttıracak ve tedarik zincir riski planlarınıza uyulmasını sağlayacak olan güçlü ilişkileri kurmanın kilit unsurlarıdır.

Bunları ve diğer tedbirleri uygulayarak tedarik zincirinizi riske karşı daha dayanıklı hâle getirebilirsiniz. Kendinize şu soruyu sorun: eğer bugün şirketiniz ciddi bir aksamadan etkilenmiş olsa, tedarik zincirinizin ortaya çıkan zorluklara göğüs gerebileceğinden ne kadar eminsiniz?

Paylaş